Ekonomi··Güncel haber

Altın 4 bin 100 dolar eşiğinde: Fed tutanakları ve rekor tahvil faizleri gölgesinde kritik viraj

Spot altın 4.120 dolar civarında alıcı bulurken, son bir aydaki yüzde 6,97’lik düşüş dikkat çekiyor. ABD tahvil faizlerindeki 24 yılın zirvesi baskı yaratırken, merkez bankalarının güçlü rezerv alımları piyasayı destekliyor. Gözler yarınki Fed tutanaklarında.

Altın 4 bin 100 dolar eşiğinde: Fed tutanakları ve rekor tahvil faizleri gölgesinde kritik viraj
Altın 4 bin 100 dolar eşiğinde: Fed tutanakları ve rekor tahvil faizleri gölgesinde kritik viraj
KATEGORİEkonomi
YAYIN06 Oct 2026
EDİTORYALTayfur Keleş Araştırması
HIZLI BAKIŞ

Spot altın 4.120 dolar civarında alıcı bulurken, son bir aydaki yüzde 6,97’lik düşüş dikkat çekiyor. ABD tahvil faizlerindeki 24 yılın zirvesi baskı yaratırken, merkez bankalarının güçlü rezerv alımları piyasayı destekliyor. Gözler yarınki Fed tutanaklarında.

Altın fiyatları haftanın ilk işlem gününde satış baskısı altında hareket ederken, piyasaların odağında kritik teknik eşikler ve para politikası adımları yer alıyor. Sabah saatleri itibarıyla spot altında alış fiyatı 4.120,60 dolar, satış fiyatı ise 4.122,60 dolar seviyesinde bulunuyor. Gün içinde 4.105,50 dolara kadar gerileyen ons altın, en yüksek 4.171,40 doları görmesinin ardından sınırlı bir toparlanma kaydetti. Günlük kayıp yüzde 0,46 seviyesinde ölçülürken, bu görünüm kısa vadeli işlemlerde 4.100 dolar bölgesinin izlenecek en önemli destek hattı olmasına yol açtı.

Kısa vadeli düzeltme ve 4 bin 100 dolar eşiği

Sabah saatlerindeki hareketlilik, günün en düşük seviyesi olan 4.105,50 dolardan gelen sınırlı alımlarla 4.120 doların üzerine taşındı. Bu durum, 4 bin 100 dolar civarında alıcıların tamamen piyasadan çekilmediğini ortaya koyuyor. Ancak bu psikolojik ve teknik eşiğin kalıcı olarak aşağı yönlü geçilmesi halinde, son haftalarda etkili olan düzeltme sürecinin yeni bir faza evrilme riski bulunuyor. Yukarı yönlü hareketlerde ise gün içi tepe noktası olan 4.171,40 dolar ilk direnç konumunda izleniyor.

Kısa vadeli tablo yalnızca günlük dalgalanmalardan ibaret değil. Canlı piyasa verilerine göre ons altın son 30 günde 308,50 dolar gerilerken, aylık bazda kayıp yüzde 6,97’ye ulaştı. Yılın önceki bölümünde kaydedilen güçlü rallinin ardından yaşanan bu sert geri çekilme, piyasanın derin bir düzeltme sürecinden geçtiğini doğruluyor. Buna karşın, son bir aydaki kayıplara rağmen yıllık performans henüz negatife dönmüş değil. Ons altın bir yıl öncesine kıyasla 235,60 dolar yukarıda bulunurken, yıllık bazdaki artış yüzde 6,06 seviyesinde kalmaya devam ediyor.

Tahvil faizlerinde 24 yılın zirvesi ve Fed beklentileri

Altın fiyatları üzerindeki en baskılayıcı unsurların başında ABD tahvil piyasasındaki hareketlilik geliyor. ABD’nin 10 ve 30 yıllık tahvil getirileri, pazartesi günü itibarıyla son 24 yılın en yüksek seviyelerine tırmandı. Uzun vadeli faizlerin bu denli yüksek seyretmesi, herhangi bir faiz getirisi sunmayan altının fırsat maliyetini artırarak satış baskısını besliyor. Normal şartlar altında tahvil faizlerindeki bu denli sert artışların altın üzerinde daha derin kayıplara yol açması beklenirken, onsun 4 bin doların üzerinde tutunabilmesi alternatif talep dinamiklerinin devrede olduğuna işaret ediyor.

Piyasanın yön arayışında yarın yayımlanacak olan Federal Rezerv (Fed) tutanakları belirleyici olacak. Fed, 15-16 Eylül tarihlerindeki toplantısında federal fonlama faizinin hedef aralığını 25 baz puan artırarak yüzde 3,75-4 aralığına yükseltmişti. 12 üyenin tamamının oyuyla oy birliğiyle alınan bu kararın ardından açıklanacak tutanaklar, komite üyelerinin enflasyon ve istihdam görünümüne dair yaklaşımlarını netleştirecek. Özellikle yeni faiz artırımlarının zamanlamasına ilişkin verilecek sinyaller, tahvil faizlerinin yönü ve dolayısıyla altın üzerinde doğrudan etkili olacak; daha şahin bir ton faizleri yukarı iterken, temkinli bir dil altına nefes aldırabilecek.

Merkez bankalarının rezerv alımları piyasayı destekliyor

Kısa vadeli faiz baskısına karşılık, altının uzun vadeli ana destek unsurlarından biri merkez bankalarının resmi rezerv politikaları olmaya devam ediyor. İtalya’da düzenlenen Küresel Değerli Metaller Konferansı’nda da ele alınan bu süreçte, merkez bankalarının altını yalnızca değer kazanan bir yatırım aracı olarak değil; kriz dönemlerinde değer saklama, rezervleri çeşitlendirme ve jeopolitik risklere karşı bağımsız bir varlık olarak konumlandırdığı vurgulandı.

Merkez bankalarının altına yönelmesindeki en temel etkenlerden biri, altının herhangi bir ülkenin, şirketin veya finans kuruluşunun yükümlülüğü olmaması. Tahvil ve benzeri enstrümanların aksine doğrudan kredi veya temerrüt riski barındırmayan kıymetli maden, kamu borçlarının ve jeopolitik gerilimlerin tırmandığı küresel ortamda öne çıkıyor. Dünya Altın Konseyi’nin verileri de bu eğilimi teyit ediyor. Buna göre merkez bankaları ve diğer resmi kurumların net altın alımları 2026’nın ikinci çeyreğinde 288,9 tona ulaştı. Bir önceki yılın aynı döneminde 177,9 ton olan alımlar yüzde 62 oranında artış gösterdi. 2022 sonrasından itibaren gelişmekte olan ülke merkez bankalarının öncülük ettiği bu yapısal değişim, geleneksel reel faiz-altın ilişkisinin zaman zaman zayıflamasına ve yüksek faiz ortamına rağmen fiyatların belirli seviyelerde destek bulmasına zemin hazırlıyor.