QNB Türkiye ve iş dünyasını Trabzon’da bir araya getiren QNB Business Buluşmaları'nda, finansmana erişim güçlükleri, yüksek faiz ortamı, kur beklentileri ve kentin su ürünleri ile yüksek teknolojili üretime yönelik stratejileri ele alındı.
Kent ekonomisinin ve bölgesel dinamiklerin masaya yatırıldığı QNB Business Buluşmaları, iş dünyası temsilcilerini Trabzon’da buluşturdu. Bloomberg HT Ekonomi Haberi Sunucusu Doç. Dr. Pelin Yantur’un moderatörlüğünde gerçekleştirilen etkinlikte; enflasyon, yüksek faiz oranları, finansmana erişim sıkıntıları ve Trabzon'un yatırım, üretim ile ihracat potansiyeli detaylı bir şekilde değerlendirildi.
QNB Türkiye'den Kur ve Enflasyon Beklentileri
Programda konuşan QNB Türkiye Genel Müdürü Ömür Tan, bankanın 2017'de başlattığı Anadolu Buluşmaları'nın yeni markası olan QNB Business Buluşmaları ile bugüne kadar 11 ilde müşterilerle bir araya geldiklerini belirtti. Son üç yıldır uygulanan yeni ekonomik programın Türkiye'nin geçmişteki birçok sorununa çözüm ürettiğini ve döviz rezervlerinde önemli bir artış sağlandığını ifade eden Tan, buna karşın jeopolitik gelişmeler, bölgesel çatışmalar ve kuraklık gibi dış etkenlerin enflasyonla mücadelede yaklaşık bir yıllık gecikmeye yol açtığını kaydetti.
Bankacılık sektörünün güçlü özkaynak yapısına sahip olduğunu vurgulayan Tan, 2026 yılı sonu için dolar/TL kur beklentilerinin 52 TL civarında olduğunu, 2027 yıl sonu için ise bu öngörünün 61-62 TL bandında şekillendiğini açıkladı. Kur artışının enflasyonun altında kalmasını beklediklerini belirten Tan, gelecek yıl sonu için enflasyon tahminlerinin yüzde 25 seviyesinde olduğunu dile getirdi. Kredi büyüme sınırlamalarının öngörülen takvimde gevşetilmesinin dış etkenler nedeniyle sekteye uğradığını belirten Tan, işletmelerin gelir artışı sağlayamadığı mevcut koşullarda gider kalemlerini gözden geçirmesi gerektiğini ifade etti.
Reel Sektörün En Büyük Engeli: Finansmana Erişim ve Maliyetler
Trabzon Ticaret ve Sanayi Odası (TTSO) Yönetim Kurulu Başkanı Erkut Çelebi ise reel sektörün karşı karşıya olduğu en temel sorunun finansmana erişim olduğunu vurguladı. Yüksek faiz ortamının işletmelerin üretim ve yatırım kapasitesini ciddi şekilde baskıladığını belirten Çelebi, finansman sağlansa dahi maliyetlerin sürdürülemez bir yük oluşturduğunu dile getirdi.
Yüksek faiz ve enflasyonla birlikte düşük kurun işletmeleri zorladığını belirten Çelebi, ekonominin yüzde 99'unu oluşturan KOBİ'ler için KOSGEB ve benzeri mevcut destek mekanizmalarının güncel ihtiyaçları karşılamakta yetersiz kaldığını kaydetti. Kent ekonomisinde fındık, çay ve turizmin önemine dikkat çeken Çelebi, geleneksel sektörlerin yanı sıra katma değerli yüksek teknoloji ve üretime yönelmek istediklerini belirtti.
Trabzon'da Su Ürünleri ve Teknoloji Odaklı Yeni Yatırımlar
Trabzon’un sektörel bazda yükselen yıldızının su ürünleri, özellikle de somon yetiştiriciliği ve işleme faaliyetleri olduğunu belirten Erkut Çelebi, bu alandaki büyüme potansiyeli doğrultusunda bir Su Ürünleri İhtisas Organize Sanayi Bölgesi kurulması için girişimlerde bulunduklarını açıkladı. Üniversite iş birliğiyle yürütülen projeler arasında kişiye özel implant üretimine odaklanan METAM projesi, Biyoteknoloji ve İnovasyon Merkezi çalışmaları ile aromatik bitkilerden uçucu yağ elde edilmesine yönelik laboratuvar faaliyetleri öne çıktı. Ayrıca Trabzon Büyükşehir Belediyesi ortaklığıyla planlanan Yatırım Adası ve Endüstri Bölgesi projesiyle kentin orta ve yüksek teknoloji üretim kapasitesinin artırılması hedefleniyor. Çelebi, küresel ticarette özellikle Hindistan’ın Avrupa Birliği ile olan ticari adımlarının Trabzonlu ihracatçılar açısından yeni riskler barındırdığına işaret ederek AB pazarındaki sürdürülebilirliğin korunması gerektiğini ifade etti.
Kur, Merkez Bankası'nın İstediği Seviyede Şekilleniyor
Toplantıda makroekonomik değerlendirmelerde bulunan Bloomberg HT Genel Yayın Yönetmeni Açıl Sezen, Türkiye’nin 2002 yılında yüzde 70 olan enflasyonu 3 yıl içinde yüzde 7’ye düşürdüğünü belirterek, bunun sağlam kurgulanmış ihracat odaklı bir programla gerçekleştirildiğini hatırlattı. Türk Lirası'nın değer kazanmasının belirli bir aşamadan sonra ihracatçıyı zorladığını belirten Sezen, mevcut döviz kuruna ilişkin değerlendirmesinde şunları kaydetti:
Kur şu anda devlet ne istiyorsa o olur. Çünkü Merkez Bankası’nın bunu savunacak bir faiz silahı var, Merkez Bankası’nın kuru savunacak rezervi yeterli. Burada bir tek risk hane halkının dövize gitmesidir. Hane halkı dövize koşarak gitmediği sürece Merkez Bankası ve devlet kuru nerede isterse kur orada olur seçime kadar. Seçim sonrasında bir uyarlama beklenebilir.
Sezen, Türkiye'nin geniş bir girişimci ve üretim potansiyeline sahip olduğunu, konjonktürün doğru yönetilmesi durumunda iş dünyasının ve genç nüfusun refah odaklı büyüme dinamiklerini hızla devreye sokabileceğini sözlerine ekledi.



