Yasal soruşturmalar, çocuk güvenliği davaları ve devasa para cezalarına rağmen Meta, güçlü finansal sonuçları, %28'lik gelir artışı ve yeni yapay zeka hamlesi Muse ile piyasadaki konumunu sağlamlaştırmaya devam ediyor. Şirket, milyarlarca dolarlık altyapı yatırımlarıyla dikkat çekerken, kamuoyu güveni ve gizlilik tartışmaları belirsizliğini koruyor.
Piyasa değeri 2 trilyon doları aşan teknoloji devi Meta, bir yandan ardı ardına gelen rekor mali sonuçlar ve agresif yapay zeka yatırımlarıyla dikkat çekerken, diğer yandan tarihinin en yoğun yasal baskıları ve halkla ilişkiler krizleriyle karşı karşıya bulunuyor. Şirketin amiral gemisi uygulamaları büyümesini sürdürürken, karşılaşılan devasa davalar ve cezalar "Teflon şirket" metaforunu yeniden gündeme getiriyor.
Yasal Fırtınalar ve Milyarlık Cezalar Gölgesinde Finansal Direnç
Geçtiğimiz aylarda sosyal medya platformlarının genç kullanıcılar üzerindeki bağımlılık yapıcı etkileri ve çocuk güvenliği eksikliği gerekçesiyle bir dizi hukuki darbe alan Meta, mali tablolardaki gücünü koruyor. Son çeyrekte Instagram ve WhatsApp gibi uygulamaların kullanıcı tabanı yıllık bazda %3 büyürken, şirketin yılın ikinci çeyreğindeki gelirleri 2025'in aynı dönemine kıyasla %28 artış kaydetti.
Ancak bu ticari başarı, hukuki cephedeki maliyetleri ortadan kaldırmıyor. Mart ayında bir Kaliforniya jürisinin Instagram ve YouTube'un zihinsel sağlık üzerindeki etkileri nedeniyle verdiği 6 milyon dolarlık kararın ardından, New Mexico eyaleti çocuk güvenliği ihlalleri nedeniyle açılan davada Meta'yı 942 milyon dolar para cezasına çarptırdı. Mahkeme hakimi şirketi hava kirliliğine benzeterek "kamu rahatsızlığı" olarak nitelendirirken, Meta karara itiraz edeceğini duyurdu. Bu yaz ise şirket, 48 ABD eyaleti, Washington DC ve üç bölge ile 18 milyar dolarlık yüksek profilli bir uzlaşmaya imza attı. Suçlamaları reddeden Meta; genç kullanıcılar için günlük iki saatlik süre sınırlamaları, gece kullanım kısıtlamaları ve okul saatlerinde bildirimlerin sessize alınması gibi önlemleri uygulama taahhüdünde bulundu. Uzlaşmanın ardından şirketin hisse senedi fiyatı %4 oranında yükselirken, son bir ayda kaydettiği artış %25'i aştı.
Devasa Altyapı Yatırımları ve 'Muse' ile Yapay Zeka Hamlesi
Finansal gücünü yapay zeka ekosistemine aktaran Meta, geçtiğimiz ay düzenlenen yıllık Meta Connect etkinliğinde yeni ajan yapay zeka uygulaması Muse'u tanıttı. ChatGPT gibi tek seferlik görevler yerine çok aşamalı işleri saatlerce yürütebilen "agentic AI" kategorisindeki Muse, piyasaya sürülmesinden bu yana geçen bir ayda 5 milyondan fazla indirildi ve 3 milyondan fazla haftalık aktif kullanıcıya ulaştı. Bu benimsenme oranının, Kuzey Amerika pazarında ChatGPT'nin ilk çıkış hızını geride bıraktığı belirtiliyor.
Şirket, yapay zeka alanındaki liderliğini pekiştirmek için sermaye harcamalarını katlıyor. Sektör raporlarına göre Meta, Manhattan büyüklüğünde dev veri merkezleri inşa etmek amacıyla yüz milyarlarca dolarlık yatırım planlıyor. 2026 yılında devreye girmesi planlanan Prometheus tesisi ile gelecekte 5 gigawatt enerji tüketmesi öngörülen Hyperion veri merkezi projesi, şirketin ölçek büyüklüğünü gözler önüne seriyor. Ayrıca yapay zeka yeteneklerini artırmak adına Scale AI'a 14,3 milyar dolarla %49 oranında ortak olan ve sektörün önde gelen isimlerine yüksek transfer ücretleri ödeyen Meta, yapay zeka modeli Behemoth için açık kaynak stratejisinden vazgeçmeyi de değerlendiriyor.
Gizlilik Tartışmaları ve Güven Açığı
Büyüme ivmesine rağmen, uzmanlar şirketin önündeki en büyük engelin derin bir "güven açığı" olduğu konusunda uyarıyor. New York University Stern İşletme Fakültesi'nden Doç. Dr. Alison Taylor, halkın güvenini kaybetmenin uzun vadeli bir düşüş sarmalı yaratabileceğine dikkat çekiyor. Muse uygulamasının verimli çalışabilmesi için kullanıcıların kredi kartı bilgileri, satın alma geçmişleri ve e-posta gelen kutuları gibi son derece hassas verileri paylaşması gerekiyor. Cambridge Analytica skandalından bu yana veri gizliliği konusunda şüpheyle yaklaşılan şirket için bu durum hassas bir denge yaratıyor. Buna rağmen, kullanıcıların kolaylık ve yapay zeka araçlarının işlevselliği uğruna gizlilik endişelerini ikinci plana atıp atmayacağı önümüzdeki dönemin en kritik sorusu olarak sektör gündemindeki yerini koruyor.



