İngiltere Temyiz Mahkemesi, 2018 yılında Euribor faiz oranlarını manipüle ettiği suçlamasıyla hapis cezasına çarptırılan eski Deutsche Bank trader’ı Christian Bittar’ın mahkûmiyetini düşürdü. Bu karar, finans krizinin ardından Londra'da açılan davalarda mahkûm edilen 19 tüccardan 18'inin aklanmasına yol açan hukuki sürecin son halkası oldu.
2008 küresel finans krizinin ardından bankacılık sektörünü sarsan faiz manipülasyonu davalarında yeni bir hukuki dönüm noktası geride kaldı. İngiltere Temyiz Mahkemesi, Euribor gösterge faiz oranını manipüle ettiği iddiasıyla 2018 yılında hapis cezasına çarptırılan eski Deutsche Bank trader’ı Christian Bittar’ın mahkûmiyetini resmen bozdu.
İsviçre'den video konferans yoluyla duruşmayı takip eden Bittar, vize alamadığı için mahkemeye bizzat katılamazken, kararın ardından yaptığı açıklamada "Çok, çok uzun zamandır bu günü bekliyordum. Benim ve diğer insanların maruz kaldığı adaletsizliğin nihayet kabul edilmesinden dolayı minnettarım" ifadelerini kullandı. Eşi Caroline Bittar ise ailelerinin 15 değerli yılı kaybettiğini belirterek çocuklarının bu adaletsizlik gölgesinde büyüdüğünü vurguladı.
Yüksek Mahkeme Emsali ve Davaların Seyri
Bu karar, aynı mahkemenin hafta başında eski Barclays çalışanları Jay Merchant, Jonathan Mathew, Alex Pabon, Colin Bermingham ve Philippe Mouryoussef'e ait beş mahkûmiyeti de düşürmesinin hemen ardından geldi. Söz konusu peş peşe gelen beraat ve düşme kararları, geçen yıl İngiltere Yüksek Mahkemesi'nin (Supreme Court) aldığı kritik bir emsal karara dayanıyor.
2015 yılındaki ilk faiz manipülasyonu davasında Yargıç Jeremy Cooke, faiz oranlarını etkilemeye yönelik her türlü girişimin kanunen yasadışı olduğuna ve ticari saiklerle etkilenen oranların otomatik olarak geçersiz sayılacağına hükmetmişti. Takip eden sekiz davada da diğer yargıçlar bu hukuki çizgiyi izlemişti. Ancak 2015'te hapis cezası alan Tom Hayes ve 2019'da mahkûm edilen Carlo Palombo'nun temyiz başvuruları sonucunda, Temmuz 2025'te Yüksek Mahkeme, önceki yargıçların jürileri yanlış yönlendirdiğine karar verdi. Yüksek Mahkeme, girişimlerin haklı veya haksız olmasının bir hukuk kuralından ziyade jüri tarafından değerlendirilmesi gereken maddi bir olgu olduğuna hükmetti.
19 Mahkûmiyetten 18'i Düştü
Finans krizinin ardından patlak veren Libor ve Euribor skandalları, bankaların borçlanma maliyetlerini takip eden gösterge faiz oranlarında manipülasyon yaptıklarını ortaya çıkarmış, Londra ve New York'ta açılan dokuz ayrı ceza davasında 2015 ile 2019 yılları arasında toplam 19 City trader’ı mahkûm edilmişti. Güncel kararlarla birlikte bu 19 kişiden 18'inin mahkûmiyeti düşmüş veya beraat etmiş durumda.
Küresel çapta bu davalar kapsamında mahkûmiyeti devam eden tek bir kişi kaldı: Davanın ilk muhbirlerinden biri olan ve mahkemede kazanma şansının düşük olduğu tavsiyesi üzerine suçunu kabul eden eski Barclays trader’ı Peter Johnson. Mahkeme kaynakları, Johnson'ın da mahkûmiyetine karşı resmi temyiz başvurusunda bulunduğunu doğruladı. ABD'deki benzer davalarda ise tüm mahkûmiyetler 2022 yılında, trader’ların eylemlerinin kuralları ihlal ettiğine dair yeterli kanıt bulunmadığı gerekçesiyle üst mahkeme tarafından bozulmuştu.
Siyasi Tartışmalar ve Arşiv Talepleri
Peş peşe gelen beraat kararları, İngiliz siyasetinde ve hukuk çevrelerinde yeni bir tartışma dalgası başlattı. Eski Kabine Bakanı David Davis, BBC'ye yaptığı değerlendirmede, mahkûm edilen trader’ların hükümetin kendi hatalı politikalarını örtbas etmek amacıyla günah keçisi ilan edildiğini savundu. Davis, kriz döneminde ekonomiyi kurtarmak isteyen hükümetin ve İngiltere Merkez Bankası’nın (Bank of England) Libor oranlarını kasıtlı olarak düşük gösterdiğini (lowballing), bu durumun ise suçlamalar sırasında gizlendiğini öne sürdü.
Bu iddiaların ardından avukatlar ve kıdemli siyasetçiler, Hazine ile Bank of England'ın faiz belirleme süreçlerindeki rollerine dair tüm resmi arşiv kayıtlarının ve belgelerin şeffaf bir şekilde kamuoyuna açıklanması çağrısında bulunuyor.



